Altı yıl… Koskoca altı yıl geçmişti aradan. Sonunda tekrar görecekti onu. İlk ve son aşkını… Hayatını adadığı, altı yıl önce kendisini terk edip hiçbir iz bırakmadan giden, beraberken de, ayrıyken de uğruna her şeyi yaptığı biricik aşkını… Çok heyecanlıydı… Hatta bu heyecanın ötesinde bir şeydi. Neler yapmamıştı ki onu tekrar bulmak için? Bulduğu her harfi koskoca bir romanın doğru yerine koymaya çalışmıştı. Noktalarla bir uzay oluşturmuştu. Çünkü aşıktı. Sevgisi her gün azalacağına artmıştı.
İşin aslı babasına borçluydu her şeyi. Terk edilmeyi de, tekrar bulmayı da… Tüm kirli işlere bulaşmış bir babası vardı. Kendisi de bu yolun yolcusuydu zaten. Biletini almış, sadece seferin başlamasını bekleyen yolcusu… Tam bu sırada gelmişti ruhunu çökerten deprem. Sevdiğiyle geçirdiği geceden yalnızlıklarla uyandı. Bir daha da uyuyamadı zaten. Büyük kurtuluşu, ölümü bekledi, olmadı. Aşkı başka kalplerde, bedenlerde aradı, olmadı. Ayrılığın sebebi, babası, büyük patron beş sene sonra bulmuş, buldurtmuştu oğlunun aşkını. Bugün ona kavuşacaktı.
Buluşacakları yere bir buçuk saat erken gelmişti geç kalma korkusuyla. Kalabalık bir yerdi. Zaten sevdiği bu şartla kabul etmişti yalvarmalarını. Ama bu da çok kolay olmamıştı. Düşünceler geçti aklından; geçmiş, bugün, gelecek… Her şeyi düşünüyordu. Bu düşünceleri bozan, kendisine çarpan biri oldu. Omuz mu atmıştı yoksa o?! Atmamış olsa bile, düş olsa bile sevgilisinden ayırmıştı onu. Nefretle adama bakıp silahına attı elini, durdu… Bugün güzel bir gün olmalıydı…
Saatine baktı. Beş dakika vardı ama sanki zaman durmuştu. Dört, 3, iki, bir… Şuanda otobüsün, karşıdaki durakta olması gerekiyordu. Ne olurdu şu otobüsler bir kere de zamanında gelse…
O her ne kadar inanmak istemese de iki otobüs geçmişti. Ve buluşma saatini de üç dakika… Ya otobüsle gelmeyecekse? Birden bunu nasıl düşünemediğine şaşırdı, kendine bir küfür savurdu. Ama neden geç kalmıştı? “Trafik.” Dedi kendini avuturcasına…
Beş, altı, yedi… Sekizinci dakikada, kalabalıkta onu görür gibi oldu. Gözleri parladı, kalbi durma noktasına geldi birden. Evet, O’ydu. Kalabalığı yararken aniden dondu. Gözlerini kapattı, açıp tekrar baktı. Yanlış görmemişti… Sevdiğinin elini tutan biri, karnında da bebeği vardı… Parlayan gözleri karardı… Bir el silah sesi duyuldu, bir çığlık koptu…
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder